Öyle bir seyir defteri…

Yapmak ya da Yapmayı Bildiğini Düşünmek

06 Eylül 2017 Çarşamba, 21:38 | İş

Bilgiye ulaşımın kolaylaşması ile beraber dünyada aslında ne kadar fazla öğrenebileceğimiz bilgi olduğunun çok daha fazla farkına varabiliyoruz. Farkına varmanın ötesinde çok hızlı biçimde bu bilgiye de ulaşabiliyoruz.

Bu bilişim alanında, diğer alanlara göre çok daha belirgin. Teknoloji çok daha hızlı gelişiyor, çok daha hızlı eskiyor, üretmek çok daha kolay ve çeşitlilik inanılmaz fazla.

İnsan neyi öğreneceğini şaşırıyor bu çeşitlilikte. Şekerci dükkanında gibiyiz ama o kadar şeker var ki. İşte o anda büyük bir tehlike bizi bekliyor: *Niye* o bilgiyi öğrenmek istediğimizi unutmak!

Herkesin öğrenmek için farklı amaçları olabilir elbette. Bilişim alanı özelinde ise bilgisayar bilimleri, uygulamalı bir bilim. Yani mevcut bilginin alınarak çeşitli noktalarda uygulanmasını gerektiriyor.

Bilgi çeşitliliği içinde birçok insan, bilgisayar bilimleri ile ilgili bu önemli ayrıntıyı kaçırabiliyor. Olabildiğince fazla bilgiyi olabildiğince kısa zamanda öğrenmeye çalışıyor. Hatta tercihen birileri beynime enjekte ediverse de kısa yoldan ben öğrenivermiş olsam istiyor: Matrix filmindeki “I know Kung-fu” sahnesine herkes bir imrenmiştir diye düşünüyorum :)

Bu istek insanlarda nasıl yapıldığını öğrenip “tamam, gerekli olduğunda yaparım” diye bir kenara koyup; bir sonraki bilgiye koşmaya yöneltiyor. Eldeki farklı bilgilerle harmanlanarak, farklı durumlarda uygulaması yapılmamış, gerçekten öğrenildiği görülmemiş bir bilginin ne kadarı doğru biçimde öğrenildi?

Uygulamalı bilimlerde, edinilen bilgi ne kadar fazla ve farklı şekilde uygulanırsa ancak o zaman gerçekten öğrenilmiş oluyor. Sadece kitabını okuyarak değil, sadece dersini dinleyerek değil, doğrudan uygulamasını yaparak.

Şu anda birçok insanın halini şuna benzetebiliriz: Basketbol oynaması için bir oyuncuyu takıma almak istiyorsunuz. Bugüne kadar kaç maç yaptığını, kaç saat oynadığını merak edersiniz. Karşınızdaki ise, hiç basketbol oynamadığını ama nasıl oynandığını bildiğini söylüyor. Yaşamında birkaç kere dışında hiç şut atmadığını ama şuta nasıl kalkılacağını, nasıl zıplanacağını, kaç derece bileğini büküp, topa ne kadar kuvvet uygulayacağını öğrendiğini de ekliyor. Hatta bunları bildiğini ispat eden bir de diploması olduğunu söylüyor. Siz de doğal olarak “eee, hiç mi merak edip, bu bilgilerle şut atmayı denemedin” diye sorduğunuzda ise omuz silkiyor.

Kulağa ne kadar komik ve mantıksız geliyor değil mi?

Ne yazık ki birçok bilgisayar bilimleri alanında çalışan ya da çalışmak isteyen insanın durumu şu anda bu. Kendilerini geliştirmek için önemli bir parçayı gözden kaçırıyorlar: Uygulamak.

Ne uygulaması yapıldığı da ilk anda önemli değil. Yeter ki elde edilen bilgiler kullanılabilsin ve işe yarasın. İşleyen bilgi ışıldar. Nerelerde, nasıl işinize yaradığını görürsünüz ve belki de ileride daha önce kimsenin aklına gelmeyen bir yerde kullanabilirsiniz.

Yapmayı bildiğinizi düşünmeniz yeterli değil, yapmanız gerekiyor. Yapmayı bildiğinizi mi söylüyorsunuz, yapın o zaman. Yapabildiniz mi? Bir daha yapın. Bir daha, bir daha ve bir daha… Yeni bir bilgi ile aynısını tekrarlayın. Sonra iki bilgiyi birleştirin ve tekrarlayın. Bir üçüncüsünü, dördüncüsünü ve daha nicelerini kattıkça ne kadar fazla çeşit uygulama yapılabileceğini düşünün.

İşte o zaman gerçekten öğrenmiş ve yapabiliyor oluyoruz.

Bir Yorum Yazın