Öyle bir seyir defteri…

Pardus Çalıştayı’nın Ardından

26 Mart 2012 Pazartesi, 01:16 | Gezegen, Pardus

Geçtiğimiz 1,5 günü TÜBİTAK’ın Gebze’deki meşhur TÜSSİDE tesislerinde geçirdim, Pardus çalıştayına katıldım.

Bunu duyan çevremdeki insanlar “Ama niye?” sorusunu sordular. Açıkçası giderken hiç umutlu değildim. Pardus, topluluğunun (kullanıcı, geliştirici, çalışan, çözüm ortağı, vs.) önemli bir kısmını kaybetmiş, marka değerini yitirmiş, ürünleri eskimiş bir halde şu anda. Çalıştaya çağrılırken, başka kimlerin çağrıldığı bilgisini alamamış olmam da (sormama rağmen) hiç olumlu bir sinyal değildi.

Benim projeden bir geliştirici olarak kopmak zorunda hissettiğim zamandan yanılmıyorsam sadece bir kişi hala TÜBİTAK’ta çalışıyor, o da yetkili bir konumda değil. Karşımıza çıkacak insanları dinlemek ve yıllarca emeğini verdiğim Pardus’un geleceğini ilk ağızdan duymak istedim.

Oraya vardığımda, çeşitli kanallardan duyduğum ve tahminlerime yakın, 30-35 kişilik, uzun zamandır Türkiye’de özgür yazılımlarla ve/veya Pardus’la uğraşmış, çok önemli bir kısmını tanıdığım bir kadroyla karşılaştım. Eksikler de elbette vardı. Özellikle Pardus çözüm ortaklarının eksikliği göze battı; ben, Hakan Uygun ve Onur Küçük sık sık şapka değiştirerek bu açığı kapamaya çalıştık.

TÜBİTAK’ı temsilen ULAKBİM’in müdürü Ahmet Kaplan vardı, tek yetkili ağız olarak. Üniversitelerarası ağ ile Pardus’un ne ilgisi var diye düşüneceksiniz. TÜBİTAK içi yapılanmada UEKAE’den BİLGEM’e, oradan BTE’ye giden Pardus’un son akıbeti kısa bir süre önce ULAKBİM’e bağlanmak olmuş (henüz resmi işlemleri devam ediyor). Henüz bir proje yöneticisi olmadığı için de onun bir üstü olarak Ahmet Kaplan oradaydı.

Çalıştay organizasyonu ile ilgili dertleri [1], çok da yorulmadan aşmayı başardık. Biraz bocaladıktan sonra yöntem oturttuk. Sorunları ortaya döktük, tartıştık. Kullanıcısından, geliştiricisine, kamu kurumundan, çözüm ortağına, üniversitesine, çeşit çeşit insandan sağlı sollu konular gündeme geldi. Hiç beklemediğim biçimde Ahmet Kaplan hemen hepsini açıksözlülükle ve başarıyla yanıtladı. Kendi görüşlerini de söyledi ancak ısrarcı olmadı, bizlerin görüşleri doğrultusunda ilerledi.

TÜBİTAK’ın kurumsal masaüstü sürümünün tamamını üstlenirken; bireysel sürüm için topluluğa teknik destek vereceğini, altyapı sağlayacağını ve temelini oluşturacağını belirtti. “Üstlenme” kısmını açmak gerekirse, bunun sadece TÜBİTAK bünyesinde insan çalıştırarak değil, çalışmaları üniversitelere ve sektör firmalarına fon sağlayarak yaptırmak yönteminin izleneceğini de ifade etti.

Ulakbim’in kendi projelerinde oluşturabildiği *resmi* bir kurul yapısından bahsedildi. Aynısını Pardus’un geleceğine yön vermek için oluşturmakta hemfikir olduk, 8 kişilik [2] bir temsilci kurul listesi oluşturduk:

* TÜBİTAK yönetim temsilcisi
* STK temsilcisi
* Kullanıcı topluluğu temsilcisi
* Geliştirici temsilcileri (biri topluluktan olmak üzere 2 kişi)
* Pardus çözüm ortaklarından bir temsilci
* Üniversite (akademik) temsilcisi
* Kamu kurumlarından temsilci

Çalıştaydan sonra TÜBİTAK dışında kalan kitle olarak ilk hedefimiz, temsilcisi olacak her grubun kendi temsilcisini belirlemesi olacaktır sanıyorum. TÜBİTAK tarafında ise bu kurulun resmi kuruluş işlemlerini tamamlamanın Nisan ortasını bulacağı iletildi. Ben kurulun sadece söz üzerinde değil, resmi olarak çalışacak olmasını umut verici buldum.

Proje artık, Ulakbim’e bağlandığı için proje çalışmalarının da Gebze’den Ankara’ya taşınması söz konusu. Zaten az sayıda kalan Pardus’un eski çalışan kadrosunun (çalıştaya katılan yanılmıyorsam 6 kişiydi) bir kısmı daha Ankara’ya taşınmak yerine, ayrılacak ya da Gebze yerleşkesindeki başka bir projeye geçecektir diye tahmin ediyorum. Açık söylemek gerekirse, zaten dibe vurmuş ve çok yıpratıcı bir süreçten geçmiş bir proje için, sıfırdan yeni bir yönetimle, yeni bir şehirde ve çoğunluğu yeni çalışanlarla başlamak çok daha iyi de olabilir.

Beklentilerimin düşüklüğünden de olsa gerek, beklemediğim iyi bir başlangıç oldu. Bazı yerlerde “fazla pembe” bile gözüktüğünü itiraf etmeliyim. Kendi adıma, Pardus’un yeni yönetimini temsilen orada bulunan Ahmet Kaplan’ın bu 1,5 gün içerisinde bundan daha iyisini yapabileceğini düşünmüyorum. Tutarlı davrandı, yapabileceğini düşündüklerinin sözlerini verdi, karşı çıktığı da oldu ama “benim dediğim olacak” demedi. Umutsuz ve karamsar gelen insanların oradan umutlu ayrılmasını sağladı.

Çalıştaya katılan herkesin kafasında, benim gibi, hala bir “Acaba?” sorusu mutlaka vardır. Ortada eski yönetimin bu kadar fazla verdiği ve tutmadığı söz varken, aksi de beklenemezdi. Şimdi hep beraber bu sözlerin davranışlarla desteklenmesini umutla bekleyeceğiz.

* * *

Not 1: Sorunlar da elbette vardı. Program çok başarılı düşünülmemişti, Maddog’un katılımlarında ve konuşmasında dil problemi yaşandı. Maddog’un konuşmasının ilk bölümü çok da gerekli değildi (bu kitleye “Özgür yazılım nedir?”den başlamak anlamlı olmadı). Semen Cirit’in 3000 kişilik dağıtımların şemalarını anlatması da insanları esas konuya girme konusunda sabırsızlandırdı. TÜSSİDE, kurumların çalışanlarını kaynaştırmak ve işbirliği arttırmak için tasarlanan standart şablonları bize uygulamaya kalktı; neyse ki kısa sürede bu hatadan vazgeçirdik kendilerini.

Not 2: Aslında kurul 7 kişi olacaktı ama Necdet Yücel ısrarla geliştirici temsilcisinin tek değil, dışarıdan ve TÜBİTAK personeli olmak üzere iki tane olmasını savundu. Hemfikir olamadık bir türlü o konuda.

Not 3: Eskiden Pardus çalışanı olarak Pardus’u geliştiren, çalıştaya çağrılmayan, bir kısmı arkadaşım da olan insanların çalıştay hakkında Twitter’dan “şakımaları”nı ise içim acıyarak okudum. Profesyonel iş yaşamlarının da bir parçası olduğu ve olayı içeride yaşadıkları için acılarını çok iyi anlıyorum — ben de Pardus çözüm ortağı bir firmanın yönetici ortağı olarak yaşanan çalkantıdan topluluktaki herhangi bir kişiden çok daha fazla zarar gördüm. Ancak yine de şakıdıklarını kendilerine yakıştıramadığımı belirtmeliyim.

Not 4: Şöminede sucuk, Maddog’un acayip acı sosu, yarı (İ)skoç paylaşımı, tatlı sohbetler ve güzel insanlar da bu ciddi toplantının eğlenceli anıları oldu.

Bir Yorum Yazın