Öyle bir seyir defteri…

Maavi maavi masmaavi, dişleri boncuk mavi

24 Aralık 2005 Cumartesi, 01:14 | Gezegen, Memat

Bir süredir Kamil Koç’un yeni uygulaması Fortuna araçlarını kullanıyorum. Ucuz oldukları kadar da rahatlar kendileri. Henüz “büyük abi”leri gibi kurumsal olarak beni tilt etmeyi de başaramadıkları için hayatımdan memnunum.

Otobüste bilgisayar kullanma, üstüne de internete bağlanma gibi bir olayım hiç olmadı. Genelde uyur(d)um bol bol, son zamanlarda kimyayı büyüye çevirerek kitap okuma teknikleri geliştirdim. Dışarıda bilgisayar açsam bile genelde internetsiz yapacak bir sürü işim olduğundan kablosuz bağlantı zımbırtılarıyla hiç uğraşmadım.

Kamil Koç’ta beraber yolculuk ettiğim birkaç arkadaş dizüstü ve PDA’ları ile buna kalkışıp “hay bin kunduz, bir türlü bağlanamıyorum” cümleleri kurarken de çok ilgilenmemiştim (evet çok sevilesi bir insanım).

Malum son zamanlarda bana bir haller oldu. Yeni janjanlı şeyler kurcalamaya başladım. Inet-tr için Ekin‘le İstanbul’a giderken ben dellendim, ben bu işi öğreneceğim dedim. Muavine “internete bağlanabiliyor muyuz?” dedim n. kere yolculuk ettiğim otobüse ilk kez binen saf müşteri emülasyonunda. “Tabii, size bilgisayarınıza yazmanız gereken ayarların olduğu kağıdı getireyim” dedi. “Aha, dhcp’den almıyormuş demek” diye hissettiğim zafer duyguları, adamın getirdiği kağıdı incelemeye başlamamla beraber şaşkınlığa dönüştü. Bluetooth ayarları! Nası yaa… Hangi zeki insanoğlu 802.11 yerine bluetooth bir erişim noktası kullanır? Yuh seslerimiz iç anadolu ovalarına yayıldı. İkimizin bilgisayarında da bluetooth olmadığından kuyruğumu kıstırıp oturdum aşağı. Cep telefonundan da bağlanmak çok anlamsız olacaktı.

Tabii durur muyum hiç? Çağlar her tarafında bluetooth kullanıyor, fırsat bu fırsat ben de keşfedeyim şu olayı artık diyerekten gidip bir usb bluetooth dongle’ı (epox bt-dg07a+) almaya karar verdim. Gazıma Ekin ve Erdinç de katıldı. Tabii cins penguenler olarak bilgisayar dükkanına fena baskı uyguladık. Tüm itiraz seslerine rağmen kutusunu açtırıp, kanlı canlı dizüstünde deneyerek Linux’ta çalıştığına emin olduktan sonra aldık. Müşteri her zaman haklıdır efenim. Üzerine sadece Windows ve Mac’te çalışır yazmasaydın, bak Linux’la da ne güzel çalışıyormuş.

Inet-tr dönüşü gecenin bir yarısı uğraş(a)mayınca, kısmet bugüneymiş dedim. Biraz kitap okudum, ışıklar söndükten sonra büyük bir özgüvenle açtım notbuğu, taktım bluetooth’u, muavini çağırıp ayarları istedim. Adam “normalde bluetooth’la bağlanıyorsunuz, bir ayar kağıdımız var ama şu anda yazılımda bir sorun var, tekrar yüklenmesi gerekiyor, yani şu anda bağlanamıyorsunuz” dedi. Muavin gittikten sonra yan koltuktaki yolcu eğilerek “bluetooth ile erişim noktasına bağlansanız da bir türlü oradan internete çıkamıyorsunuz, bir türlü çözemediler o olayı düzgün biçimde” dedi. Eh, herkes 802.11 kullanırken bluetooth kullanmaya kalkarsak böyle olur. 1 milyon sinek boşu boşuna bok yiyor değil ya. Var bir bildikleri. Kamil Koç’a bu sistemi satan bilişim firmasına da sevgi ve saygılarımı gönderdim.

Azılı müşteri rolünde Kamil Koç’u daraltmaya elbette devam edeceğim ama en azından bugün için bluetooth’un pratik hayatımda bir işe yaraması olayı yine başka bir zamana kaldı :-). Belki bir ara Çağlar gibi cep telefonumla haberleştirip, seminerlerde cep telefonumla slayt geçerim.

Bir Yorum Yazın