Öyle bir seyir defteri…

5’erlik dozlarla In Treatment

28 Eylül 2009 Pazartesi, 17:28 | Film / TV

Yeni bir dizi izlemeye başladım, Perşembe-Pazar arasında dört günde tam 25 bölümünü izledim. Bu hızla ilk sezonu oluşturan 43 bölümü, beşer beşer izleyip bitirecek gözüküyorum (beş tanenin sonunda telef olmak mümkün).

Baş kahramanı 53 yaşında bir psikolog olan “In Treatment” isimli dizi 25’er dakikalık bölümlerden oluşuyor. Her biri birer hasta ile seans. Toplam 5 tane farklı hasta var (biri psikoloğun kendisi), 5 bölüm sonunda bir sonraki haftaya geçiliyor ve tekrar aynı hastayla karşılaşıyoruz. Orjinalinde televizyonda buna uygun biçimde haftanın beş günü birer bölüm yayınlamışlar. İlk sezon hastaların 9 haftalık psikolog seanslarını kapsıyor.

Dizinin tamamı bir tane odanın (ve en fazla onun tuvaleti) içinde geçiyor. Hiç aksiyon olmadan, sadece sözler ve vücut dili ile gidiyor dizi. Çok sıkıcı olacağını düşünüyordum ama bazen 25 dakikanın nasıl geçtiğini bile anlamadım. Beni sarıp içine alan birçok bölüm oldu. Damardan insan ilişkileri.

Genelde ilginç Amerikan dizileri HBO kanalından çıkıyor, yine de bu onun için bile fazla deneysel diye düşünmüştüm. Araştırınca bir İsrail dizisinin Amerikan versiyonu olduğunu öğrendim (şimdi mantıklı oldu); müziği, formatı, hatta senaryosu bazen kelimesi kelimesine aynen kullanılmış.

  1. “5’erlik dozlarla In Treatment” İçin Yapılan 1 Yorum

  2. Emre Sururi 07 Ekim 2009 Çarşamba günü dedi ki :

    Bu girişi okuduktan sonra, ilgilenip denemeye karar verdim, gerçekten güzel dizi, zaten Gabriel Byrne sadece bir koltukta oturup, Bryan Ferry bakışlarını atsa bile bana yeter, orası ayrı ama asıl demek istediğim o değil de, şudur (“and now for something completely different”): Bu diziye altyazı ararken sanırım, bir başka diziden haberim oldu. Türkiye’de “El kol” ya da “Kaş göz” benzeri bir isimle vizyona sürülebilecek “Lie To Me”. Bunda da Tim Roth diziyi götürüyor. Tıpkı sizin In Treatment’la ilgili -şu- girişinizde değindiğiniz üzere, sadece konuyu okunca pek de ilginç gelmeyen, bilakis yüzünü gözünü buruşturan adamlara zoomlardan ibaret olacağını düşüneceğiniz bir fikri, gayet yaratıcı senaryolarla epey seyirlik hale getirmeyi başarabilmişler. Şu sıralar 2. sezonu yayınlanmakta; bunun yüzünden In Treatment’da 3. bölüme geçemedik daha hala.. 5. bölümü görmeyi ne çok istiyordum halbuki. Sonuç: Gabriel Byrne, Tim Roth, bunlar Büyük Brötanya’nın milli değerleridir, Hugh Laurie’nin açtığı yolda sublime İngriş tavırlarıyla hızla ilerlemektedirler ve dahi bu yollar onlara feda olsundur(lar). “Feda” ile “defa”nın defecate’e çağrışım yaptığı şu saniyelerde bu girişi yazar kendime bir son verip, müsadenizle, bu yorumu pek sevgili Dee Hanımefendi’ye adamak istiyorum (o kendini bilir).

    SSS (Sizi Seven Sururi)

Bir Yorum Yazın